2 Comments

Orhan Veli Kanık İstanbul’u Dinliyorum… Şiiri

İSTANBUL’U DİNLİYORUM

İstanbul’u Dinliyorum 
İstanbul’u dinliyorum, gözlerim kapalı; 
Önce hafiften bir rüzgar esiyor; 
Yavaş yavaş sallanıyor 
Yapraklar ağaçlarda; 
Uzaklarda, çok uzaklarda 
Sucuların hiç durmayan çıngırakları; 
İstanbul’u dinliyorum gözlerim kapalı. 

İstanbul’u dinliyorum gözlerim kapalı; 
Kuşlar geçiyor derken 
Yükseklerden, sürü sürü, çığlık çığlık; 
Ağlar çekiliyor dalyanlarda; 
Bir kadının suya değiyor ayakları; 
İstanbul’u dinliyorum, gözlerim kapalı. 

İstanbul’u dinliyorum, gözlerim kapalı; 
Serin serin Kapalıçarşı, 
Cıvıl cıvıl Mahmutpaşa 
Güvercin dolu avlular, 
Çekiç sesleri geliyor doklardan 
Güzelim bahar rüzgarında ter kokuları; 
İstanbul’u dinliyorum, gözlerim kapalı. 

İstanbul’u dinliyorum, gözlerim kapalı 
Başında eski alemlerin sarhoşluğu, 
Loş kayıkhaneleriyle bir yalı 
Dinmiş lodosların uğultusu içinde. 
İstanbul’u dinliyorum gözlerim kapalı. 

İstanbul’u dinliyorum, gözlerim kapalı; 
Bir yosma geçiyor kaldırımdan. 
Küfürler, şarkılar, türküler, laf atmalar. 
Bir şey düşüyor elinden yere; 
Bir gül olmalı. 
İstanbul’u dinliyorum, gözlerim kapalı. 

İstanbul’u dinliyorum, gözlerim kapalı; 
Bir kuş çırpınıyor eteklerinde. 
Alnın sıcak mı, değil mi bilmiyorum; 
Dudakların ıslak mı değil mi, bilmiyorum 
Beyaz bir ay doğuyor fıstıkların arkasından 
Kalbinin vuruşundan anlıyorum; 
İstanbul’u dinliyorum.

                                      Orhan Veli Kanık

4 Comments

“Server Bedi” Takma Adıyla Eser Veren Edebiyatçımız Kimdir?

server bedi

İlk uzun hikayesi Gençliğimiz’i 1922 yılında neşreden Peyami Safa, para kazanmak amacıyla yazdığı kitaplarında, ilk defa ağabeyi İlhami Safa’nın takma ad olarak kullandığı, annesi Server Bedia Hanım’ın adından uyarladığı Server Bedi müstear adını kullanmış, bu takma adla yüzlerce eser vermiştir. Bunlar arasında en sevilenler Cingöz Recai macera romanları ile Cumbadan Rumbaya adlı romanı olmuştur.

Leave a comment

Edebiyatımızda Yanlış Batılılaşma Hangi Dönemde ve Nasıl Gelişmiştir?

Türkiye edebiyatında Tanzimat ve sonrasındaki ilk romanlarda yanlış Batılılaşma ya da toplum eleştirisi için kullanılan bir olumsuzlamadır. Batı özentisi yaşam tarzına sahip roman karakterleri tüm eğretiliklerinin yanı sıra bir de yanlış batılışmadır. Onların arayışlarının, arada kalmışlıklarının, kafa karışıklıklarının bir yansımasıdır belki de bu. Yazarlar iyi kötü arasındaki vurguyu belirginleştirmek ve çatışmayı artırmak için karakterleri çapkın, uçarı, hayatı umursamayan bir tip olarak öne çıkarırlar. Bu karakterler yaptıklarıyla hep acılara ve trajedilere sebep olmuştur. Bir başka değişle hep cezalandırılmışlardır.

Bu tip elbette ki zamanla şekil değiştirmiştir. Günümüzde aşkı arayan ama bulamayan bir karakterler ya da mutsuzluklarını, yalnızlıklarını, yabancılaşmalarını dışa vuran, toplumsal yaşamla sorunları olan modern insanın bunalımlarını yaşayan antikahramanlar olarak karşımıza çıkabilirler. Yahut yine modern zamanların eleştirisi de bu özellik üzerinden yapılabilir.

Yanlış Batılılaşma Hangi Eserlerde işlenmiştir?

  • Felatun Bey ve Rakım Efendi – Ahmet Mithat Efendi
  • Aşk-Memnu – Halit Ziya Uşaklıgil
  • Mürebbiye – Hüseyin Rahmi Gürpınar
  • Kiralık Konak – Yakup Kadri Karaosmanoğlu
  • Sözde Kızlar – Peyami Sefa
  • Çalıkuşu – Reşat Nuri Güntekin
  • Aylak Adam – Yusuf Atılgan
  • Kayıp Aranıyor – Sait Faik Abasıyanık
Leave a comment

Güzel Sanatlar İçinde Edebiyatın Yeri

Güzel Sanatlar

– Sanat insanın güzellik karşısında duyduğu heyecan ve hayranlığı uyandırmak için ortaya koyduğu yaratıcılıktır.Sanatın temelinde insan sevgisi,hoşgörü,yaratma özgürlüğü vardır.

– Sanat insanın varlık şartlarından biridir.İnsanın olduğu her yerde sanat vardır.(Mağara resimleri,antik süs eşyaları,işlenmiş kap kaçak vb.) Sanatın amacı da zaten insanlarda güzel duygular uyandırmak,insan hayatını renklendirmek,güzelleştirmektir.Resim,tiyatro,şiir,dans,müzik ve kitapların olmadığı bir dünyada yaşadığımızı düşünürsek sanatın insan hayatı için ne kadar vazgeçilmez ve önemli olduğunu anlarız.

– Edebiyat bu güzel sanatların bir koludur.Edebiyat;sözde ,yazıda,düşüncede,hayalde güzellik demektir.

– Edebiyat;dil ile gerçekleştirilen,malzemesi dil olan güzel sanat etkinliğidir.Edebi eser öncelikle sanat değeri olan eserdir.Edebi eserlerde dikkatle kullanılmış bir dil vardır.

– Bilim nasıl ki akla,mantığa,öğretmeye yönelik ise sanat da insan ruhunu doyurmaya,güzelleştirmeye yöneliktir.

guzel_sanatlar

Leave a comment

Batı Roman Tekniklerine Uygun İlk Modern Türk Romanı “Mai ve Siyah”

Halit Ziya UşaklıgilMai ve Siyah (Günümüz TürkçesiyleMavi ve Siyah), Halit Ziya Uşaklıgil’in yazdığı, batı roman tekniklerine uygun ilk modern Türk romanıdır.

Yapıtta roman kahramanı Ahmed Cemil’in kişiliğinde Babıali’de basın hayatında yok olup giden sanatçılar anlatılmaktadır. Mai etimolojik olarak arapça bir kelime olup mavi demektir.

Kitabın Konusu

Roman türünün edebiyatımızdaki en güzel örneklerinden olan Mai ve Siyah’ta yazar yaşanılan bir dönemin sosyo kültürel durumunu gözler önüne sermiştir. Yazar romanda okuyucuya dönemin yaşantısını A.Cemil’in bakış açısından vermeye çalışmıştır. Bu binde bir objektiflik ve realistlik göze çarpar. Mai ve Siyah dönemin bütün toplumsal sorunlarını gündeme getiren bir roman olmuştur. Yazar dönemindeki bir takım sorunları kahramanları vasıtasıyla okuyuculara açıklamıştır. Yazar bu romanda neslinin şair idealini ele alır, o zamanki sanat ve basın dünyasını yer yer çok gerçekçi çizgilerle tasvir eder. Bu tasvirlerde insanların duyguları çok güzel işlenmiştir. Eser aşırı duygusal ve romantik bir romandır.

Leave a comment

Behçet Kemal Çağlar’ın 23 Nisanın Önemi Belirten Şiiri

HÜRRİYET BAYRAMIMIZ

Behçet Kemal Çağlar

Bugün tarih boyunca hür yaşamış bir millet,
Üstüne çökse dünya, hürriyet ister elbet!
İnsan için hürriyet, ekmek gibi, su gibi,
Hürriyetsiz sürünmek, ölüm uykusu gibi…
Üç kıtada sayısız devlet kurmuş Türklere,
Sömürge halkı gibi kim bakacak boş yere?
Türk’ü sömürge halkı gibi esir yaşatmak,
İnsan arslanı demir gibi bir kafeste kuşatmak,
Çaresiz ve tedbirsiz kalmış olsa da yine
Bunu Türk’e hoş görmek, yapmak kimin haddine?
Türk nasıl gündüz gözü geceye sapabilir?
Ne sultan yapabilir, ne düşman yapabilir?
Birinci Cihan Harbi, çullanmış bütün cihan:
Türklük için en çetin, en karanlık bir zaman…
Atatürk başa geçip silkinince ansızın,
Türklük hakkından gelmiş bin türlü imansızın,
Hür yaşamak azmini görürüz insanda biz,
Göğsümüz kabararak 23 Nisan’da biz.

Leave a comment

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı Kutlu Olsun..

 
“23 NİSAN’IN ÖNEMİ”

23 Nisan 123 Nisan Ulusal Egemenlik Bayramı..20, Türk Milletinin iradesini temsil eden Birinci Büyük Millet Meclisi’nin açıldığı ve Türk Halkının Egemenliğini ilân ettiği tarihtir.

Atatürk, 23 Nisan 1924’te ’23 Nisan’ gününün bayram olarak kutlanmasına karar vermiştir. Bu tarihten 5 yıl sonra 23 Nisan 1929’da Atatürk bu bayramı çocuklara armağan etmiştir ve 23 Nisan ilk defa 1929 yılında Çocuk Bayramı olarak da kutlanmaya başlanmıştır. 1979’da, yine ilk olarak altı ülkenin katılmasıyla uluslararası boyuta taşıdığımız bu millî bayramımıza, ortalama olarak her yıl kırkın üzerinde ülkeden gelen ve Türk çocuklarının misafiri olan yabancı ülke çocukları da katılmaktadır. Dünya’da çocuklarına bayram hediye eden ve bu bayramı bütün dünya ile paylaşan ilk ve tek ülke Türkiye’dir.

Türk milletinin gönlünde, onun bağımsızlığının sarsılmaz ifadesi olarak en önemli yeri işgâl eden 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, her yıl yurdumuzda ve yurtdışındaki temsilciliklerimizde, bütün kurumlarımızda, okullarımızda ve her evde çeşitli etkinliklerle kutlanarak millî birliğimizin kenetlenmiş ifadesini temsil etmektedir.

Büyük Önder Atatürk’ün düşüncesinde çocuklar, milletin geleceğidir. Onlara duyduğu sarsılmaz güvenin ve büyük sevginin ifadesi olarak, millî bayramımız olan 23 Nisanlar’ı çocuklara armağan etmiştir. Tarihimizin gurur dolu sayfalarının yeni nesillerce öğrenilmesi ve Türk Devleti’nin devamını emanet edeceğimiz yeni Cumhuriyet bekçilerinin bu bilinçle yetişmesi amacıyla 23 Nisanlar, önemli birer vesiledir.

Milletimize ve bütün çocuklara kutlu olsun…

Leave a comment

Şinasi’nin Edebiyatımızdaki Yeri ve Önemi

19. yüzyıl

Şair,tiyatro yazarı, gazeteci..

İbrahim Şinasi 5 Ağustos 1826’da İstanbulda doğdu, 13 Eylül 1871’de aynı kentte öldü. Topçu yüzbaşısı olan babası Mehmed Ağa 1829’da Osmanlı Rus savaşı sırasında vurularak ölünce, annesi onu yakınlarının desteği ile büyüttü. Şinasi ilk öğretimini Mahalle Sübyan Mektebi’nde ve Fevziye Okulunda tamamladıktan sonra Tophane Müşiriyeti Mektubi Kalemi’ne katip adayı olarak girdi. Burada görevli memurlardan İbrahim Efendi’den  Arapça, Farsça ve Osmanlıca’nın yazı kuralarını öğrendi, yine aynı kalemde görevli eski adı Chateaneuf olan Reşat Bey’den Fransızca dersi aldı. . 1849’da bilgisinin artması için devlet tarafından Paris’e gönderildi. Burada matematik, tarih, doğabilim ve toplumsal bilimlerle ilgilendi. Edebiyat ve dil konularında çalışmalarını sürdürdü. Doğabilimci De Sacy ailesiyle dostluk kurdu Ernest Renan’la tanıştı. Daha sonra Meclis-i Maarif üyeliğine atandı. Encümen-i Daniş’te(ilimler akademisi) görev yaptı. Koruyucusu Mustafa Reşit Paşanın görevinden ayrılması üzerine, eğitim ve öğretim kurultayına sakalını keserek geldiği için üyelikten çıkarıldı. Raşit Paşa 1857’de yeniden sadrazam olunca, Şinasi de eski görevine döndü. 1860’da Ağah Efendi ile Tercüman-ı Ahvâl gazetesini çıkardı.. devlet ilerin eleştirmesi ve Sultan Abdülaziz’e karşı girişilen eylemin düzenleyicilerinin yanında yer alması nedeniyle 1863’teki Meclis-i Maarif’teki görevine son verildi. Gazeteyi Namık Kemal’e bırakarak 1865’te Fransaya gitti. Orada sözcük çalışmalarına yöneldi. Société Asiatique üyeliğinden ayrıldı. 1867’de İstanbul’a dönünce bir basımevi açtı, yapıtlarının basımıyla uğraşmaya başladı. Kısa bir süre sonra beyin tümöründen öldü.
Şinasi’nin Sanatı:
 
  1. Batı etkisindeki Türk edebiyatının kurucusu, ilk bilinçli temsilcisi ve yenişiğin öncüsüdür. Birtakım fikirleri edebiyatımıza ilk defa getiren, kurduğu gazetelerde bu fikirleri yayarak yeni edebiyatın temellerini atan odur. Batı edebiyatı anlayışıyla nazım ve nesir türlerinde ilk eserleri veren odur.
   2. Akılcıdır, mantıkçıdır. Türk toplumuna yeni fikirler aşılamak amacındadır. Halkçıdır, halka karşı sorumluluk duygusu taşımaktadır.
  3. Şinasi edebiyat alanında çok yetenekli değildir. Onun edebiyatımızdaki önemi, sanatçılığından çok yeni fikirlerle dolu olması ve bunları hayata geçirmesidir. Tanzimat edebiyatı, Şinasi ile başlar. İlk özel gazete olan Tercüman-ı Ahval’i Agah Efendi ile birlikte çıkarır. (1860) Bir diğer özel gazete olan Tasvir-i Efkâr’ı ise tek başına çıkarır.
  4. Fransızcadan ilk şiir çevirilerini yapmış (Tercüme-i Manzume), ilk modern oyunumuz olan Şair Evlenemsi’ni yazmış, ilk makale örneği olan Mukaddime’yi tercüman-ı Ahval’de yayımlamıştır.
  5. Noktalama işaretlerini ilk kez kullanan, ilk folklor çalışmamız olan Durub-ı Emsal-i Osmaniye’yi (Atasözleri sözlüğü) yazan, Batı tarzı düzyazının temellerini atan, Türk şiirine adalet, eşitlik gibi yeni fikirleri sokan, ilk fablları yazan sanatçımızdır.
  6. Halk için sanat ilkesiyle yazar. Eserlerinde sade bir dil kullanmaya özen göstermiştir. Divan edebiyatının süslü nesir anlayışını yıkmış, nesri düşüncenin yayılmasında bir araç olarak görmüştür.
  7. Şinasi, Fransız klasiklerinin etkisinde kalmış; şiire ve şiir kitabına isim veren ilk sanatçımızdır.
Eserleri:
  • Tercüme-i Manzume (1859)
  • Müntahabât-ı Eş’âr (1862)
  • Şair Evlenmesi (1860)
  • Durûb-ı Emsâl-i Osmaniyye (1863)
 
 

 

Leave a comment

Ahmet Haşim’in “Merdiven” Şiirini Biliyormuydunuz?

Ahmet Haşim - Merdiven

Ağır ağır çıkacaksın bu merdivenlerden

Eteklerinde güneş rengi bir yığın yaprak

Ve bir zaman bakacaksın semaya ağlayarak

Sular sarardı yüzün perde perde solmakta

Kızıl havaları seyret ki akşam olmakta

Eğilmiş arza kanar muttasıl kanar güller Durur alev gibi dallarda kanlı bülbüller

Sular mı yandı neden tunca benziyor mermer

Bu bir lisan-ı hafidir ki ruha dolmakta Kızıl havaları seyret ki akşam olmakta

                                                                                      Ahmet Haşim

 

Leave a comment

Tanzimat Dönemiyle Edebiyatımızda Yeni Türler Geliyor..

Tanzimat Edebiyatı

Giriş

  • Tanzimat edebiyatında en önemli yenilik, nesirde, anlatım kuruluşunda görülür. Bu akımda söz hüneri göstermek değil, bazı düşünceleri halka yaymak amaçlandığından, “seci” ler atılmış, asıl düşünce ile ilgisi bulunmayan doldurma sözlere yer verilmemiş, düşünceler sayfalarca süren uzun cümleler yerine kısa cümlelerle anlatılmaya çalışılmıştır.
  • İlk zamanlarda Ziya Paşa, Namık Kemal başta olmak üzere bu akımın öncülüğünü yapan edebiyatçılar Divan Edebiyatı nazım biçimlerinin dışına pek çıkılmamış, yeni düşünceler eski biçimler içinde söylenmiş olsalar da sonraları eski biçimler tamamen bırakılarak yeni biçimler kullanılmaya başlanmıştır. Recai-zâde Mahmut Ekrem, özellikle Abdülhak Hamit in eserlerinde bu açıkça görülmektedir. Türk Edebiyatı’na yeni giren yazı türleri önceleri Fransızca’dan yapılan manzum çevirilerde görülmüş, telif şiirlerde çok sonra kullanılmıştır. Beyitlerin başlı başına birer bütün olmasıyla yetinilmeyip, bütün mısralar aralarında bir anlam bağı bulunmasına, Divan şiiri’ndeki “parça güzelliği” anlayışı yerine şiirin baştan sona kadar belli bir düşünce etrafında gelişmesine; yani konu birliğine ve bütün güzelliğine önem verilmiştir.

“Şiir”

  • Tanzimat edebiyatı sanatçıları her şeyden önce şiirin konusunu ve anlatımını değiştirdiler.Namık Kemal Lisan-i Osmani’nin Edebiyatı Hakkında Bazı Mülahazalar” isimli eserinde uzun makalesinde şiirin,fikrin gelişmesine ve halkın eğitilmesine olan büyük hizmetinden söz eder.Divan edebiyatının gerçekle ilgisizliğine,yapmacıklığına,boşluğuna şiddetle hücum eden Namık Kemal,edebiyatın yeniden düzenlenmesini ister.Bunun içinde her şeyden önce yeni bir anlatım yolu,yeni bir dil bulunmasını gerekli görür.Dilin bir an önce konuşma diline yaklaştırılması gerekliliğini savunur.Buna rağmen Tanzimat şiirinin dilinin sade olduğunu söylemek zordur.
  • Tanzimat şirinin Divan şiirine bağlı kaldığı unsurlar daha çok biçim alanındadır.Bu dönemde hece veznine olan ilgi biraz artmışsa da aruz eski hakimiyetini sürdürmüştür.Divan şiirinin nazım şekilleri aynen kullanılmıştır.
  • Şiirin konusu değişmiş,aşk,hasret,ayrılık gibi kişisel konular bir yana bırakılmış,eşitlik,özgürlük,adalet,hukuk gibi toplumsal konulara önem verilmişitir.Ancak bu daha çok I.Tanzimatçılar denen Şinasi,Ziya Paşa,Namık Kemal gibi sanatçılarda görülür.II.Tanzimatçılar denen Recaizade Mahmut Ekrem,Abdulhak Hamit,Sezai’de ise kişisel konular yeniden ele alınmıştır.

“Tiyatro”

  • Tanzimat dönemine gelinceye kadar edebiyatımızda Batılı anlamda sahne tiyatrosu görülmez.Ancak halk arasında Karagöz ile Hacivat,ortaoyunu,meddah gibi seyirlik oyunlar vardır.
  • Tanzimat döneminin yayınlanan ilk tiyatro eseri Şinasi’nin Şair Evlenmesi adlı tek perdelik komedisidir.Tiyatro alanında eğitici eserler ise Namık Kemal tarafından verilmiştir.

“Roman ve Hikaye”

  • Tanzimat dönemi öncesi Türk Edebiyatı’nda hikaye ve roman türleri yoktu.Nesir alanında daha çok tarih,siyasetname gibi türler verilmiş,olay kaynaklı tür mesneviler kullanılmıştır. Tanzimat nesir alanında bir çığır açmış,onu şiirden daha etkili bir hale getirmiştir.Süsten,özentiden uzak,halkın okuması,bilgilenmesi amacıyla eserler ortaya koyulmuştur. Türk Edebiyatı’nda roman çevirilerle başlamıştır.Bu alanda ilk eser Yusuf Kamil Paşa’nın Fenelon adlı Fransız yazardan çevirdiği Telemak adlı romandır.Bir çok teknik kusurlarla dolu olan bu eserin kahramanlarının yabancı olmasına rağmen büyük ilgi gördü.Konusuyla,kahramanlarıyla ilk Türk romanı ise Şemseddin Sami’nin yazdığı Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat adlı bir aşk romanıdır.Bu da bir çok kusurlarla dolu basit bir romanndır.Edebi sayılabilecek ilk roman Namık Kemal’in İntibah adlı romanıdır.
  • Hikaye alanında ise yine ilk eserler Tanzimat döneminde verilmiştir.Özellikle Ahmet Mithat halk hikayeleri ile batı tekniğini birleştirdi.Letaf-i Rivayat adlı hikaye serisi ile halk hikayelerini modernleştirmeye çalıştı ve ve bu alandaki ilk batılı eserlerdendir.Ancak modern anlamda ilk hikayecilik Sami paşazade Sezai’nin Küçük Şeyler adlı eseriyle başlar.
Uğurcan'ın Ütopyası

Benim Gezegenime Hoş geldiniz !!!

Mutlu Çiçekler

Çiçeklerin Süslü Dünyasına Hoş Geldiniz !

3istanbul4

Şehirlerin Sultanı...

Emily L. Hauser - In My Head

Writer, social activist, a lot of Israel/Palestine, and general mental rambling

make a powerful point

about PowerPoint, presenting, slides and visualization.

Futbollica

San Marino ile Barcelona'ya eşit uzaklıkta ender gelişen atakların peşinde kontra atağa yatkın futbol işçisi

Edebiyat Defteri

Edebiyat Defteri Siteme Hoşgeldiniz...